﻿ 
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Proletaryanın Kurtuluşu l Halkın Kurtuluşudur</title>
	<atom:link href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net</link>
	<description>Bütün Ülkelerin İşçileri Ve Ezilen Halklar Birleşin!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 00:05:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>KESK`IN TARIHSEL SORUMLULUGU</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2704</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2704#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 23:46:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Semih Ozanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2704</guid>
		<description><![CDATA[Milyonlarca kamu emekçisinin gözü kulağı hükümetle memur sendikaları arasında yürütülen toplusözleşme görüşmelerinde.Hükümet birinci yıl için yüzde 3+3 ikinci yıl içinse yüzde 2+3 önerdi.Üç konfederasyon görüşmelere katılıyor.Memur-Sen  AKP hükümetinin arka bahçesi durumunda.Kamu-Sen devlet tarafından kurdurulan,düzenin şımarık çocuğu, ancak AKP`nin yüz vermediği,devletin korumasına alışık olduğu için de  AKP hükümetine bozulan yine de her zaman olduğu gibi hükümeti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-2709" title="evren" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/evren.bmp" alt="" width="164" height="171" />Milyonlarca kamu emekçisinin gözü kulağı hükümetle memur sendikaları arasında yürütülen toplusözleşme görüşmelerinde.Hükümet birinci yıl için yüzde 3+3 ikinci yıl içinse yüzde 2+3 önerdi.Üç konfederasyon görüşmelere katılıyor.Memur-Sen  AKP hükümetinin arka bahçesi durumunda.Kamu-Sen devlet tarafından kurdurulan,düzenin şımarık çocuğu, ancak AKP`nin yüz vermediği,devletin korumasına alışık olduğu için de  AKP hükümetine bozulan yine de her zaman olduğu gibi hükümeti zora sokacak eylemlerden uzak duran geleneğini sürdürecektir.Kamu-sen KESK`le 23 Mayısta grevde anlaşsa da çeşitli gerekçeler öne sürerek KESK`i yalnız bırakacaktır.Memur-Sen ve Kamu-Sen deyim yerindeyse üyelerinin gözünü boyamak için hükümete kızmış gibi bir iki basın açıklaması yapıp,sonra hükümet yetkilileriyle basının karşısına geçerek devleti ve milleti düşündükleri için öneriyi kabul ettiklerini açıklayacaklar.Yada Yüksek Hakem Kurulun`da karara bağlanacaktır. Bu durumda asıl görev KESK`in dir.</p>
<p>4688 Sayılı yasada yapılan son değişiklikle toplu görüşme toplu sözleşme olarak değiştirildi.Yalnız grev hakkı yine yok yasada.Eger görüşmelerde anlaşma sağlanamaz ise yine hakem kurulunda karara bağlanacak.Diyor yasa.</p>
<p>Kamu Emekçilerinin mücadele merkezi KESK fiili ve meşru mücadele hattını benimsemiş tek konfederasyondur.KESK gücünü yasalardan alan bir örgüt değil,gücünü kamu emekçilerinin haklı ve meşru taleplerinden alan bir örgüttür.Bu nedenledir ki yapmış olduğu her eylem ve etkinliğin yasal olup olmadığını tartıştırmamıştır.Yasalar değil, eylemin meşruiyeti esastır.Kurulşunda bile yasaları değil kamu emekçilerinin haklı ve meşru talepleri vardır.Faşist dikdatörlüğün kurumları sendikaların kapılarına mühür vursalar da kamu emekçileri mühürleri sökerek mücadelelerine devam etmişlerdir.KESK tarihinde bir çok defa grev yapmıştır.Faşist dikdatörlüğün tehtitlerine boyun eğmeden.Grev yasalarda yazmasa da kamuemekçilerinin haklı talepleri nedeniyle grev meşrudur.Faşist dikdatörlüğün ülkede estirmiş olduğu terörüde anltarak altayapısı oluşturulan ve sonuç alıncaya kadar yapılan  bir grev çok daha kitlesel olcaktır.Bu durumda grevi ve grevin yönünü KESK yöneticilerinin tutumu belirleyecektir.</p>
<p>KESK tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2704</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE KÜRTLER</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2701</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2701#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 18:15:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erhan Altun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2701</guid>
		<description><![CDATA[Amerika ve Türkiye gezilerinden sonra Kuzey Irak’a dönen Barzani, 25.04.2012 günü, yaptığı açıklamada Irak merkezi hükümetine karşı duruşunu şöyle açıklıyor. “Eylülde Kürt bölgesindeir projeyi örgüt yapılacak seçimlere kadar merkezi diktatör yal yönetim güçlerin paylaşımında gerekeni yamaması durumunda artık süreç eskiden olduğu gibi ucu açık işlemeyecektir. Kürtler kendi bölgelerinde referandum yaparak diktatör yal merkezi yönetimle kalmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1560" title="28" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2011/08/28.jpg" alt="" width="50" height="60" />Amerika ve Türkiye gezilerinden sonra Kuzey Irak’a dönen Barzani, 25.04.2012 günü, yaptığı açıklamada Irak merkezi hükümetine karşı duruşunu şöyle açıklıyor. <em>“Eylülde Kürt bölgesindeir projeyi örgüt yapılacak seçimlere kadar merkezi diktatör yal yönetim güçlerin paylaşımında gerekeni yamaması durumunda artık süreç eskiden olduğu gibi ucu açık işlemeyecektir. Kürtler kendi bölgelerinde referandum yaparak diktatör yal merkezi yönetimle kalmak ya da bağımsız devlet olmak yönünde karar vereceklerdir</em><strong>.” Barzani’nin bu açıklamasının ABD’nin bölgedeki politikasından bağımsız olmayacağı kesindir. Ayrıca, Barzani’nin bu çıkışından sonra BDP Genel Başkanı Selehattin Demirtaş’ın diline de </strong><em>“Büyük Kürdistan”</em><strong> sözcüğünün düşmesini de ADD’nin Kürt politikasından bağımsız düşünmemek gerekir. ABD Kürt figürleriyle birlikte Kürt sorununa, kendisinin Ortadoğu’ya dair projesine ve kendi çıkarlarıyla örtüşecek bir çözüm politikası üretme gayretindedir. Bu emperyalizmin genel karakterine uygun olmayan bir durumda değildir. Burada bir durumun altını özellikle çizmek gerekiyor. Demirtaş; ABD dönüşünden sonra katıldığı bir TV programında Kürtlerin örgütlenme özgürlüğünden söz ederken bu özgürlüğü siyasi parti olarak örgütlenme özgürlüğüyle sınırlaması, devlet olarak örgütlenme özgürlüklerinden söz etmemesi ve çözüm olarak </strong><em>“Demokratik Özerk Bölgeler”</em><strong> önermesi de Barzani’nin yukarıdaki açıklamasından fazlaca uzak değildir. ABD’nin Ortadoğu’nun zenginliklerini daha etkin bir biçimde sömürebilmek adına sınırların yeniden belirlenmesi dâhil bir projeyi örgütlendirdiği herkesçe kabul görmektedir. Gerek Barzani’nin Türkiye ve ABD ziyaretleri, gerekse BDP’lilerin ABD ziyaretleri ve dönüşlerinde yaptıkları açıklamalar ABD’nin böyle bir proje için bu figürlerle pazarlık yaptığı biçiminde anlaşılması olağandır. Irak’ta her yönüyle, ekonomik, askeri, siyasi olarak ABD’ye bağımlı devlet olarak ilan edilmiş bir Kürdistan, diğer yandan, özellikle Türkiye’nin güneyinde ve Suriye’nin Türkiye sınırında yaratılabilecek </strong><em>“Demokratik Özerk Kürt bölgeleri”</em><strong> – bunlar ilerleyen dönemde </strong><em>“Büyük Kürdistan’ın”</em><strong> ön adımları olarak da düşünülmüş olabilir- ABD’nin, bölge politikasına yabancı değildir. Bu durum, parçalanmış ve sınırları yeniden belirlenmiş bu bölgenin başta İran’ın Şiiler üzerinden etkinliğini kırmak, tampon bir bölge oluşturmak ve zenginlikleri daha etkin bir biçimde sömürmek isteğine denk düşen bir durumdur. Bu öngörünün ne denli işleyeceği böyle bir durumda Marksistlerin alması gereken tavrı birazdan irdelemeye çalışacağım. Şimdilik Böyle bir durumda; Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkını bu biçimde kullanma iradelerini ortaya koymaları durumunda Marksistler emperyalizme karşı olmak adına bu iradenin karşısına dikilemezler demekle yetinerek devam edelim.</strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Bilinen ve artık hiçbir devrimci, demokrat hatta hiçbir insan tarafından tartışmaya bile değer bulunmayan gerçek,  tekelleşmiş kapitalizmin ilerici hiçbir özelliğinin olmadığıdır</strong><em>. “Emperyalizm mali sermaye ve tekeller çağıdır, mali sermaye ve tekeller her yere özgürlük değil egemenlik eğilimi sokar. Bu eğilimlerin sonucu, siyasi sistem ne olursa olsun, her yerde gericiliğin doğmasıdır ve bu alanda mevcut çelişmelerin son derece yoğunlaşmasıdır.” (Lenin-Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Emperyalizm-Sol Yayınları) </em><strong>Açıktır ki; Emperyalizm çağında tekelci sermaye artık kapitalizmin kendi iç dinamizmiyle geliştiği dönemdeki burjuva sermaye değildir. Dolayısıyla artık ulusların kendi kaderlerini tayin konusunda da ilerici özellikler göstermesi beklenemez. Elbette buradan, emperyalistlerin Pazar mücadeleleri sırasında kimi zaman ezilen ulusların yanında görünmelerinin, kendi çıkarları gereği bağımsızlıkçı kesilmelerine de rastlanmadığı sonucu çıkmaz. Ancak, bilinmesi gereken, emperyalistlerin asla ilerici bir atılımdan ve ezilen ulusların gerçekten bağımsızlıklarından yana olmayacakları ama zaman zaman çıkarlarına denk düşmesi durumunda böyle görünebilecekleri, kendilerine bağımlı devletler olmalarına fırsat verebilecekleri, hatta bunu bazen teşvik edebilecekleri, örgütlendirebilecekleridir. Emperyalistlerin alabilecekleri böyle si tavırlardan hareketle, emperyalistlerin ekonomik çıkarlarının siyasi istemlerinden farklı olabileceğini, bu anlamda Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkını kullanmaları genel ekonomik çıkarlarına ters düşmeyebileceğini düşünmek emperyalizmi Kautsky gibi tanımlamak olur. </strong><em>“Meselenin özü şudur ki, Katsky emperyalizmin siyasi meselelerini onun ekonomik özünden ayırmakta, ilhakları mali sermayenin ‘tercih ettiği’ bir siyaset diye anlatmakta ve bu siyasetin karşısına, ayni mali sermaye temeli üzerinde, mümkün olduğunu iddia ettiği başka bir burjuva siyasetini koymaktadır. Undan ekonomideki tekellerin, siyasette tekelci olmayan, kaba kuvvet kullanmayan, ilhakçı olmayan siyasi usullerle bağdaşabileceği sonucu çıkar. Şu halde tamamen mali sermaye çağı esnasında tamamlanmış bulunan ve en büyük kapitalist devletler arasındaki düşmanlığın bu güne özgü biçimlerinin esasını teşkil eden, dünyanın toprak bakımından paylaşılması olayı, emperyalist olmayan bir siyasetle bağdaşabilir demektir. Bu kapitalizmin en son aşamasının en derin çelişkilerini bütün derinlikleriyle ortaya koymak yerine, gözlerden gizlemek ve köreltmek olur. Bununda sonucu, Marksizm yerine burjuva reformizmidir.” (age) </em><strong>Bu demektir ki, ekonomik çıkarları gereği siyasi olarak da yoğunlaşmış gericilik ifade eden emperyalizm, dolayısıyla da ABD, esasen Kürtlerin özgürleşmesi karşıtı olmakla birlikte, bölgedeki çıkarları gereği Kürtlerin bir biçimde, kendilerine bağımlı olmak koşuluyla devlet olmalarını destekleyebilir. </strong></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">        Bunu böyle tespit ettikten sonra, böyle bir durumda, yani herhangi bir ülkede, ezilen ulusun gerçekten bağımsızlığından yanaymış gibi, emperyalistlerin ezilen ulusun bir biçimde devlet olmasını ifade eden bir çözüm önerisiyle karşılaşılması durumunda – hile ve aldatma yoluyla da olsa – Marksistlerin alınması gereken tavrın da tartışılması gerektiğini düşünüyorum.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">        Türkiye, İran Irak ve Suriye’nin; Kürdistan topraklarını aralarında paylaşarak, emperyalistlerin kabul ve onayıyla, Kürtleri yok etme politikasıyla karşı karşıya bıraktıkları, Kürtleri biri birlerine karşı kullandıkları ve kimi zaman Kürt hamiliğine soyundukları ama ihtiyaç duyulması halinde birlikte hareket ettikleri hemen herkesçe kabul edilen gerçektir. Elbette Kürtler üzerinde egemenlik mücadelesi yürütenler bu ülkelerle de sınırlı değildir. Gerek bu ülkelerle birlikte, gerekse bu ülkelere rağmen emperyalistlerde kendi politikalarını egemen kılmak adına, kimi zaman Kürtlerden yana görünmelerine karşın, kimi zamanda doğrudan Kürtlere saldırmaktan geri durmamışlardır.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">        Nitekim ABD kendi politikasını örgütlendirmek ve Irak’ın zenginliklerini sömürmek, özelliklede petrolü kendi egemenliği ve kullanımı altında tutmak için 90’lı yıllarda Irak üzerinde operasyon üzerine operasyon düzenlemiştir. Birinci Körfez Savaşı sırasında Zaho, Dahok, Süleymaniye ve Kerkük’e, Irak’ın diğer kentleriyle birlikte bomba yağdıran ABD Kürtlerin yaşadığı kentleri bombalamaktan geri kalmamıştır. Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) uygulamaya koymuş, Irak’ı savaş merkezi haline getirmiştir. ABD Arap- Kürt çatışmasını Suriye’ye de sıçratarak BOP’nin uygulama alanını genişletmeye ta o yıllarda başlamıştır. Bu gün Suriye’nin içine parmak soktuğu, Erdoğan üzerinden savaş çığlıklarının atılarak bölgeye ilişkin projelerine uygun bir iktidar yaratmaya çalıştıkları da ortadadır. Yakın zamanda, nükleer silahlanma bahanesiyle İran’a da el atması muhtemeldir. Kürecik Radar Üssü’nün inşası, Başbakan Erdoğan’ın Kore dönüşünde uğradığı İran’da yaptığı açıklamalar bu olasılığın emperyalistlerin masasında olduğunu göstermektedir. Şimdiden görünen ABD’nin bütün Ortadoğu’yu savaş alanına çevireceğidir. </span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">        Ortadoğu halklarının emperyalistlere karşı birlikte mücadele etmeleri kendi çıkarları açısından doğru ve gerekli olandır. ABD bunu engellemek için halkların biri birlerine kırdırılmasına özel önem vermektedir. Kuzey Irak’ta, Suriye’de körüklediği Kürt-Türkmen-Şii kavgaları bununla ilgilidir.</span></span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Türkiye Körfez Savaşı sırasında olduğu gibi bugünde doğrudan ABD politikasının gereğini yerine getirmektedir. Dün Halepçe’de binlerce Kürtün kimyasal silahlarla Saddam yönetimi tarafından katledilmesi karşısında sessiz durmayı seçen, kimyasal silah kullanılmasına dair inceleme yapılmasını bile ret eden Türkiye; ABD, Saddam’a karşı </strong><em>“demokrasi” </em><strong>adına! Irak’ı tankların paletleri altında inletirken de ABD politikasına bağımlı davranmıştır. Saddam’ın, Kürtleri kimyasal silahlarla yok etmesine ses çıkarmayan, bu yanıyla Saddam’ı desteklemiş olan Türkiye, ABD çıkarları Saddam’la çeliştiğinden Saddam’ın ezilmesine ses çıkarmamış, ABD’nin Irak’ı savaş alanına çevirmesini desteklemiştir. Körfez Savaşı sırasında ABD’ye entegre olarak </strong><em>‘’bir koyup bin alma’’</em><strong> düşüncesindeki Türkiye bugünde Irak’ın paylaşılmasından kendisi için çıkar sağlayabilmenin sevdası, düşüncesi içindedir. </strong></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">        ABD nin Irak’ta yürürlüğe koyduğu politika Türkiye tarafından aleni bir biçimde desteklenmektedir. Kürt meselesine gelindiğinde ülke sınırları içinde ulusalcı hareketin tamamen söndürülmesi konusunda çekincelerini koyarak anlaşmaya çalışmaktadır. Türkmenleri, Şiileri öne çıkartmaya çalışmaları, kavgayı körüklemeleri bu nedenledir. Türkiye Kuzey Irak’taki olası bir Kürt devletine, Türkiye’de bağımsızlıkçı hareketin yükselmesine neden olacağı gerekçesiyle Türkmenleri öne çıkartarak engel olmaya çalışmıştır. Bu günde esasen aynı politikayı sürdürüyor olmakla ABD’nin Ortadoğu politikasına uygun davranmak zorundadır. ABD ise, Irak üzerindeki egemenlik savaşını başarıya taşıyabilmesi açısından Kürtlere ihtiyaç duymakta ve nedenle de Körfez Savaşının yarattığı boşlukta kendilerini bir biçimde Kürt devleti olarak ifade eden Barzani ye çıkarları gereği destek verir pozisyon almaktadır. Barzani’nin merkezi Irak hükümetiyle çelişmelerine destekler pozisyonda onay vermektedir.</span></span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Talabani ve Barzani gelişen olaylar karşısında Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etmeleri adına Saddam karşıtı oluşan cephede yerlerini almışlardı. Saddam diktatörlüğünün ABD tarafından yıkılmasıyla bağımsızlıklarına kavuşacaklarını düşünmüşlerdi. Gelinen yerde Barzani ve Talabani, </strong>“Büyük Kürdistan”<strong> önermesiyle ABD’nin karşısına çıkma, bu konuda açık bir karşı duruş ortaya koyma hazırlıklarındalar.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Talabani ve Barzani’nin de içinde bulunduğu, Türkiye’nin de yer aldığı Saddam karşıtı cephe elbette Kürt ulusal bağımsızlığından gerçek anlamda yana olamadılar. ABD’nin Kürt hamiliği sahtedir ve çıkarlarıyla çeliştiği anda Kürt hamiliği bir yana, Talabani ve Barzani’yi de Saddam gibi yok etmekte tereddüt etmeyecektir. Halepçe katliamının sorumlusu Baas rejimini sonuna kadar destekleyen ABD ve Türkiye hükümetinin olduğunu bilmek, Kürt hamiliğine soyunanların gerçek yüzünü göstermeye yetecektir. Ancak, ortada yaşamın dayattığı bir gerçek var. ABD denetiminde bile olsa, Kuzey Irak Kürtlerinin Federe da başka bir biçimde devlet olarak önümüze çıkması yüksek olasılıkla var. Hatta bu durumun </strong><em>“Büyük Kürdistan”</em><strong> projesine bağlı olarak ele alındığını da düşünmek gerekir. Bu yolda adımların ciddi bir biçimde atıldığı da görülüyor. İşte tamda bu noktada Kuzey Irak Kürt işçileri, Türkiye işçi ve Marksistleri soruna nasıl bakacaklar diye sormak ve tartışmak gerekir.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Bütün ulusal kurtuluş mücadelelerinin öncüsünün işçi sınıfı olmaması durumunda kalıcı ve anlamlı başarılar ifade etmeyeceği genel bir Marksist doğrudur. Bu bağlamda, elbette, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkının kullanılması işçi sınıfı ve emekçilerin çıkarlarına uygun, proletaryanın öncülüğünde olması Marksist tercihtir. Ancak buradan Kürtlerin burjuva çıkarlarla örtüşen bir biçimde kaderlerini tayin hakkını kullanabilmeleri her zaman olasıdır ve böyle bir tercihten proletaryanın dikkatinin dağıtılacağı, işçi ve emekçilerin sosyalist mücadeleyi erteleyecekleri sonucu çıkarılmamalıdır. </strong><em>“Demokrasi uğruna savaşımın, proletaryanın dikkatini, sosyalist devrimden başka yöne çekeceğini, ya da devrimi gözden gizleyeceğini, ikinci plana iteceğini vb. sanmak büyük yanılgı olur. Tam tersine, nasıl ki tam demokrasiyi uygulamayan başarılı sosyalizm olmazsa, aynı şekilde, proletarya, demokrasi uğruna, bütün alanlarda tutarlı bir devrinci savaşım yürütmeden burjuvaziyi yenilgiye uğratamaz.” (Lenin-Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı-Sol Yayınları)</em><strong> olduğundan proletarya Kürt burjuvalarının çıkarlarına denk düşen çözüm önermelerinin karşısında da duyarsız davranamazlar. Egemen devletin bu iradeyi ezme girişimleriyle savaşmaktan kendilerini alamazlar. Bu genel bir doğrudur. Bir başka doğruda, Kürt halkının, emperyalistlerin çıkarları gereği yaşanan savaşın ortaya çıkardığı durumdan ulusal devlet olma adına faydalanma hakkının varlığıdır. Savaşın ortaya çıkardığı durumdan faydalanmanın, hiçbir biçimde ret edilmesi doğru değildir. Lenin, 1914–1915 savaşlarını değerlendirirken emperyalist savaşları iç savaşlara çevirmek gerektiğini, bunun eninde sonunda proletaryanın sosyalist savaşına dönüşeceğini söyler. Proletaryanın önüne bunu görev olarak koyar. </strong><em>“Nesnel devrimci bir temele dayanarak, kuşkusuz, yığınlar arasında kıpırdanışlar yatmaktadır. Bu duyguların bilinçli bir duruma gelmesi, derinleşmesi ve biçimlenmesinde yığınlara yardım etmek bizim görevimizdir. Bu görev ancak şu slogan ile ifade edilir: Emperyalist savaşı iç savaş durumuna çeviriniz” (Lenin-Sosyalizm ve Savaş-Sol yayınları)</em><strong> Kürt ulusal bağımsızlığının, emperyalist denetime uydu olmadan, doğrudan bağımsızlığın ilan edilmesi hatta bu durumun sosyal kurtuluşla birleştirilmesi doğru olanıdır. Marksistlerin önermeleri de budur. Ne var ki, orta yerde somut bir durum var. Ortadoğu’da toprakların yeniden paylaşılması amaçlı bir savaş yaşanmaktadır. Bu emperyalistler arası bir paylaşım savaşı olarak ap açık görünmüyor olsa da sonuç itibariyle mali sermayenin sınırları yeniden belirleme, toprağı paylaşma ve zenginlikleri sömürme savaşıdır. Bu savaşta ABD ve Türkiye Kürt hamiliğine soyunma sahteliğini sergiliyor olmakla birlikte, esas amaç, ABD’nin bölgede sınırları çıkarlarıyla örtüşür bir biçimde, yeniden belirleme, toprakları paylaşma isteği ve savaşıdır. Tam da bu noktada, yaşamın Kürt halkının önüne koyduğu bir gerçek var. Bu Ortadoğu’da sınırları yeniden belirleme amaçlı savaşı iç savaş haline dönüştürmektir. İşte bu somut gerçeklik karşısında, Kürtlerin bu koşullarda, bir biçimde devlet olabilmeleri, emperyalist cephede yer alarak, ancak ABD denetiminde sağlayacağı biçimindeki iddiaları, böyle bir devlet örgütünün Kürt halkını emperyalistlerin sömürü cenderesine teslim etmekten başka bir anlama gelmeyeceğinin altını çizerek ve sorunun sadece bu yanını irdelemekle sınırlı kalınarak, sadece bu genel Marksist doğruyu seslendirerek, doğru ve eksiksiz bir tavır alınabilineceğini düşünmüyorum.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Emperyalistlerin gerçek anlamda Kürt halkının bağımsızlığından yana olmadıklarını herkes bilir. Yine herkes tarafından, emperyalistlerin kendi çıkarları gereği kimi zaman ezilen herhangi bir ulusun gerçek anlamda değilse de, siyasi örgüt olmaları, kendilerine bağımlı devlet olmalarından yana olabilecekleri de bilinir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken şey, Kürt ulusal mücadelesinin kendi kaderlerini tayin hakkının bir sonucu olmasıdır. ABD emperyalizmi ve Türkiye’nin, Ortadoğu’da, özellikle İran karşısında Kürtlerin yeni bir bağımlı devlet olarak örgütlenmelerini destekliyor olmaları nedeniyle, Kürtlerin kaderlerini tayin hakkının burjuva bir hak olduğu da unutularak, </strong><em>“savaş anti-emperyalist değildir. Kapitalizm hedeflenmemektedir” </em><strong>diyerek, yaşamın ortaya çıkarttığı ve Kürt halkına dayattığı somut durumdan faydalanma imkânının peşinen ret edilmemesi gerektiğidir.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>        Irak Kürdistan’ında, </strong><em>“Büyük Kürdistan”</em><strong> hedefine yönelik bir formülün yaşam bulması durumunda, Kürt işçileri ve Marksistlerinin, </strong><em>“bu tam bir bağımsızlık değil. Bu nedenle kabul etmiyor ve böyle bir devletin kurulmasını istemiyoruz”</em><strong> deme lüksüne sahip olduklarını düşünmüyorum. Talabani ve Barzani’nin kabul ettikleri ve örgütlendirdikleri, Kürt halkına kabul ettirdikleri </strong><em>“Bölgesel Özerk Kürdistan”</em><strong> ABD denetimindedir. Düşlenen devlet nasıl olursa olsun yüksek olasılıkla proletaryanın öncülünden yoksun olması sebebiyle öyle de kalacaktır. Ne var ki Marksistler ister kabul etsinler ister ret etsinler, Kürt halkı bu biçimdeki devlet olma haklarını kullanmak istiyorsa bu isteğin yaşam bulmaması için tavır almanın da Marksistlerin hakkı olmadığına inanıyorum. Şeyh Said hareketinin bağımsızlıkçıda olsa, şeraitçi eğilimlerinin öne çıktığını hatta tayin edici olduğunu ve İngiliz emperyalistlerinin desteği ve öncülüğünde geliştiğini hemen herkes kabul eder. Ama Şefik Hüsnü’nün Bu gerekçelerle Kürt hareketinin boğulmasını alkışlamasını da yine herkes lanetle anıyor. Gerici yanları öne çıkmış, tam bir bağımsızlıkla sonuçlanmayacak olsa da, siyasi örgütlerini kurma yönsemeli olmalarından dolayı Kürtlerin Şeh Said önderliğindeki hareketlerinin ezilmesine karşı çıkan Marksistlerin Kuzey Irak’ta ortaya çıkması Kürt figürler tarafından seslendirilmeye başlanan, </strong><em>“Büyük Kürdistan”</em><strong>nın ezilmesinden yana davranabilmeleri olanaklı ve doğru değildir. </strong><em>“Ulusların istedikleri gibi örgütlenme hakları vardır, zararlı olsun, yararlı olsun hangisi olursa olsun, kendi ulusal kurumlarını muhafaza etmeye hakları vardır.” (Stalin-Marksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu-Sol yayınları) </em><strong>Bu nedenle Marksistlerin bu mücadelenin tacında olma amaçlarından uzaklaşmadan, ödün vermeden, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkı için hedeflenen devletin nasıl olacağından, öncülüğün hangi sınıf tarafından yürütüldüğünden, Emperyalistlerin Kürt ulusal savaşına verdiği sahta destekten bağımsız olarak, savaşta taraf olmaları gerektiğini, olası devlet biçimini tam bir bağımsızlığa, sosyalizme, taşıyabilmek için mücadele etmeleri gerektiğini düşünüyorum. </strong><em>“bunu yapmak, ulusların iradesini, proletaryanın çıkarlarına en uygun biçimde örgütlenmelerini sağlayacak”</em><strong>  </strong><em>(age)</em><strong> olduğundan bunun bir görev olduğunu düşünüyorum.  </strong></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">                                                                                          06.05.2012</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">                                                                                        Erhan Altun </span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2701</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Semih Ozanoğlu-SENDIKALAR VE SINIF MÜCADELESI</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2697</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2697#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 15:29:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Semih Ozanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2697</guid>
		<description><![CDATA[Işçi sınıfının ve emekçilerin mücadele örgütü olan sendikalar,onların hak ve çıkarlarını korumak ve varolan haklarına yenilerini eklemek için mücadele ederler. Sendikaların görevi sadece ekonomik mücadele ile sıInırlı değil elbette.Ekonomik mücadele ile siyasal mücadeleyi birleştiren,işçi sınıfını örgütleyen,derleyip toparlayan,onları mücadeleye sevk eden,mücadele içerisinde de politkleştiren bir yapı olması gerekmektedir. Ancak günümüzde, dünyada,Türkiye`de ve  özellikle de Avrupa`da sendikaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Işçi sınıfının ve emekçilerin mücadele örgütü olan sendikalar,onların hak ve çıkarlarını korumak ve varolan haklarına yenilerini eklemek için mücadele ederler.</p>
<p>Sendikaların görevi sadece ekonomik mücadele ile sıInırlı değil elbette.Ekonomik mücadele ile siyasal mücadeleyi birleştiren,işçi sınıfını örgütleyen,derleyip toparlayan,onları mücadeleye sevk eden,mücadele içerisinde de politkleştiren bir yapı olması gerekmektedir.</p>
<p>Ancak günümüzde, dünyada,Türkiye`de ve  özellikle de Avrupa`da sendikaların getirildiği nokta: Uzlaşmacı ve teslimiyetçi bir sendikacılık anlayışından ibarettir.Sendikalar nasıl oldu da bu hale getirildi?</p>
<p>1980 lerden itibaren kapitalizmin dünya proleteryasına saldırı politikalarının hayata geçirilmesi için öncelikle sendikaların dizayn edilmesi gerekmekteydi.Sendika  yasaları değiştirilerek sendika yöneticileri için önemli ayrıcalıklar getirildi.Sendika yöneticileri dolgun ücretler alarak sınıf kardeşleri ile ücret bakımından aralarında ciddi bir fark oluştu.Böylece sendika yöneticilerinin yaşam biçimleride degişmiş oldu.Sendikacıların lüks yaşamları işçi sınıfının sendikalaradan soğması için, burjuvazi tarafından propoganda malzemesi olarak kullanıldı .Sendika yönetimlerine gelenler koltuklarını kaybetmemek adına burjuvazi ile karşı  karşıya gelmemek için,mücadele yerine görüşerek sorunları çözmeyi tercih eder hale geldiler.Böylece aktif yönetici pasif üye dönemi başlamış oldu.Sendikaların hak alma ve var olan haklarına yenilerini eklemek için en önemli araç grev iken grevin ve sokakta hak arama mücadelesinin eski moda yöntemler olduğu kanıksatılmaya başlandı.Sendikaların partiler üstü olduğu bu nedenle de sendikaların politikayla ugraşmaması gerektiği dillendirlir oldu.Işçileri politakadan uzak tutan  sendika başkanları ya da yöneticilerinin çeşitli partilerden milletvekili ya da senatör olduklarına tanıklık etmekteyiz.Işçi sınıfı ve emekçilerin hak gaspları ile ilgili yasalar parlemento gündemine getirildiğnde sendika kökenli parlementerler aracı olarak kullanılarak işçi sınıfının tepki göstermemeleri sağlandı.Böylece de  hak gaspları ile ilgili yasa tasarılarını kolaylıkla yasalaştırdılar.Özellikle Türk-iş ve Hak-iş gibi sendika konfedrasyonlarının 1 mayıstaki ayrıştırıcı tutumları iktidarla olan ilişkilerinin sonucudur.</p>
<p><strong>Taseronlast</strong><strong>ı</strong><strong>rma</strong>(leazing)</p>
<p>Kapitalistler ve onların örgütleri  iş gücü piyasasını da yeniden şekillendirmiştir.Esnek ve kuralsız çalıştırma,parçabaşı üretim ve en önelisi ise taşeronlaştırma(leazing) uygulamalarıdır.</p>
<p>Taşeronlaştırmanın asıl amacı ise işçi sınıfının örgütlenmesini engellemekti.Bu uygulamalar nihayet sonuç vermiştir.Örneğin</p>
<p>Avrupa`da sendikalaşma oranlarındaki değişim işçi sınıfının sendikal örgütlülüğünün gerilemesinin en önemli göstergesi olsa gerek.Van Gayes`in 2006 da yayınladığı istatistiki oranlar  yaklaşık olarak şöyle:</p>
<p>           <span style="text-decoration: underline;">Avrupa`n</span><span style="text-decoration: underline;">ı</span><span style="text-decoration: underline;">n çe</span><span style="text-decoration: underline;">ş</span><span style="text-decoration: underline;">itli ülkelerinde örgütlülük oran</span><span style="text-decoration: underline;">ı</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">                                      1990           1995           2004</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Avusturya  :               %60             %45             %30</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Almanya     :               %35             %29             %20</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Yunanistan:               %32              %30             %20</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Estonya      :                %91             %21              %12                                  </span></p>
<p> Örneğin Avusturya`daki sendikalı sayısı:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">         </span><span style="text-decoration: underline;">Say</span><span style="text-decoration: underline;">ı</span><span style="text-decoration: underline;">sal olarak 1981-2011 (OGB verileri)</span></p>
<p>1981`de sendikalı sayısı 1.677.265 iken 2010 yılı sonunda bu sayı 1.211.111 e düşmüştür.Halbu ki Avusturya`da işçi sayısı giderek artış göstirmistir.Yani işçci sayısı artarken sendiklı sayısı ciddi şekilde düşmüştür.Özellikle hizmet sektöründe işçi sayısı abartılı biçimde artarken bu sektörde sendikalaşma oranı çok  düşüktür.Estonya`daki durum ise herşeyi anlatmaya yeter,1990 sosyalizmden kapitalizme geçiş süreci örgütlülük oranı %91iken kapitalizm bugün örgütlülük oranını %12 lere geriletmiştir. Taşeron işçiler sendikalara üye olamadıkları gibi,calışma biçimleri acısından orta çağda ki köle ticaretinin modern şekilde uygulanmasıdır adeta.Örneğin A işyerinde çalıştırılmaya  gönderilen bir işçi ertesi günü başka bir iş yerine gönderilebiliyor(pazarlana biliyor).</p>
<p><strong>Nas</strong><strong>ı</strong><strong>l bir sendikac</strong><strong>ı</strong><strong>l</strong><strong>ı</strong><strong>k?</strong></p>
<p>Işyerlerini esas alan,işçilerin en küçük taleplerini dikkate alan,onlarla birebir ilgilenen,mücadeleyi oralardan örgütleyen bir sendikacılık fikri yaygınlaştırılmalıdır.</p>
<p>Kavram kargaşasına düşmeden,eğip bükmeden mücadeleci bir sendikacılık esas alınmalıdır.</p>
<p>Burjuvazinin teorisyenleri dünya proleteryasına saldırı   politikalarını Davos,G7 ve G20 zirvelerinde oluşturmaktadır.Işçi ve emekçilerin örgütü sendikalar Enternasyonal dayanışmayı güçlendirerek burjuvazinin saldırılarını püskürtecek politikalarını oluşturabilmeliler.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sonuc:</p>
<p>Özellikle 1980 lerden günümüze dek sendikaların hızla üye kaybetmeleri ve sınıf mücadelesinin geriye düşmesi sonucu işçi sınıfı ve emekcilerin kazanılmış hakları birer birer geri alınmış,toplu sözleşmelerde işverenin dayatmış olduğu yüzdelik zamlar kabul edilir hale gelerek, fiili olarak da senidikal örgütlülüğün bitirilmesi hedeflenmiştir.Özellikle de kapitalizmin iktisadi bunalım süreçlerinde işçilere „ ücretlerinden kesinti yapılacağı ya da sosyal haklarından kesinti yapılacağı söylenerek,kabul etmedikleri taktirde kapı dışarı edilecekleri“tehditleri ile  adeta ölümü gösterip sıtmaya razı edilmişlerdir.</p>
<p>Elbette tüm bu olup bitenlerden tek başına burjuvazinin kendisini suçlamak kolaycılık olur herhalde. Cünkü burjuvazi kendi sorumluluklarını yerine getirerek süreci kendi lehine işletmeyi başarmıştır. Işçi sınıfının mücadele örgütü sendikaların yönetimlerine çöreklenen sendika ağaları ise burjuvazinin yaratmış olduğu gündemleri tartıştırarak günü kurtarmaya çalışmaktadırlar.Özetle sınıf bilinçli sendika yöneticilerinin sınıf mücadelesini yükseltmek için ,işçi sınıfını kendi talepleri etrafında birleştirerek,sınıf partisinde yeniden örgütlemesi gerekmektedir.Aksi halde sermayenin egemenliğinin yıkılması  ve saldırılarının sonlandırılması mümkün olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2697</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avusturya Mauthausen-Toplama Kampından kurtuluşun 67 inci yıldönümü anma töreni gerçekleşiyor!</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2690</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2690#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 23:11:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2690</guid>
		<description><![CDATA[Avusturya Mauthausen-Toplama Kampından kurtuluşun 67 inci yıldönümü anma töreni gerçekleşiyor! Avusturya da Faşizmin en büyük esir kamplarından biri olan Mauthausen’in Hitler-Faşizminin elinden kurtarılmasının 67 inci yıldönümü anması bu yıl 13 Mayıs 2012 günü saat 9:00 dan itibaren gerçekleşecek. Mauthausen Örgütlenme Komitesi tarafından bu yılki anmanın ana temel Şiarı “Irkçı takip ve dışlanma’dan imhaya varan yolda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ada.co.at/wp-content/uploads/2012/04/ADA-mauthausen-anmasi.1.jpg"><img class="alignright" title="ADA mauthausen anmasi." src="http://www.ada.co.at/wp-content/uploads/2012/04/ADA-mauthausen-anmasi.1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Avusturya Mauthausen-Toplama Kampından kurtuluşun 67 inci yıldönümü anma töreni gerçekleşiyor!</p>
<p>Avusturya da Faşizmin en büyük esir kamplarından biri olan Mauthausen’in Hitler-Faşizminin elinden kurtarılmasının 67 inci yıldönümü anması bu yıl 13 Mayıs 2012 günü saat 9:00 dan itibaren gerçekleşecek.<br />
Mauthausen Örgütlenme Komitesi tarafından bu yılki anmanın ana temel Şiarı <strong>“Irkçı takip ve dışlanma’dan imhaya varan yolda Avrupali Yahudiler, Sinti ve Roman’lar ”</strong> olarak belirlendi.</p>
<p>Bu yıl ki anmaya İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika başta olmak üzere bir çok ülkeden katledilenlerin yakınları, dönemi yaşıyan görgü tanıkları ve yine anti-faşistlerden oluşan delegasyonlar katılılacak .<br />
İkinci Dünya Savaşı yıllarında bu kampa getirilen 200 bin kişinin yarısından fazlası, aç bırakılarak, gaz odalarında veya asılarak öldürüldüler.</p>
<p>Mauthausen 05. Mayıs 1945 yılında özgürlüğüne kavuşturulmuştu.</p>
<p>Anma töreni 2006 yılından bu yana her yıl ağırlıklı olarak bir konuyu islemekte anmalarda:<br />
2011: Dünyada terörizmi<br />
2010: KZ-Mauthausen’deki çocuklar ve gençler<br />
2009: Nasyonal sosyalizm karşı Dini motivasyonlu direnişler<br />
2008: KZ-Mauthausen ve Avrupa direnişi<br />
2007: KZ-Mauthausen’deki Sanatcı ve bilim adamları<br />
2006: KZ-Mauthausen’deki Kadinlar</p>
<p>Kaynak:<a href="http://www.ada.co.at/?p=957">http://www.ada.co.at/?p=957</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2690</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 Mayıs 1937.1938 Dersim Tertelesini Anma günü gerçekleşti</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2681</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2681#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 21:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2681</guid>
		<description><![CDATA[4 Mayıs 1937.1938 Dersim Tertelesini Anma günü Solothurn Grenchen bölgesinde üçyüzü aşkın bir kitlenin katılımıyla gerçekleştirilidi. 4 Mayıs 1937.1938 Dersim Tertelesini Anma günü Solothurn Grenchen bölgesinde üçyüzü aşkın bir kitlenin katılımıyla gerçekleştirilidi. Solothurnda luxory dügün solununda düzenlenen anma etkinliği saat 15.00 civarlarında dersim katliamında ve demokrasi,devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit olanların anısına bir dakikalık saygı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-large wp-image-2682" title="dersim anmasi 014" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-014-1024x768.jpg" alt="" width="717" height="538" /></p>
<p>4 Mayıs 1937.1938 Dersim Tertelesini Anma günü Solothurn Grenchen bölgesinde üçyüzü aşkın bir kitlenin katılımıyla gerçekleştirilidi.</p>
<p style="text-align: center;">4 Mayıs 1937.1938 Dersim Tertelesini Anma günü Solothurn Grenchen bölgesinde üçyüzü aşkın bir kitlenin katılımıyla gerçekleştirilidi.</p>
<p>Solothurnda luxory dügün solununda düzenlenen anma etkinliği saat 15.00 civarlarında dersim katliamında ve demokrasi,devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit olanların anısına bir dakikalık saygı duruşu ile toplantı başlatıldı.</p>
<p>Panelist konuşmacı olan CHP dersim milletvekili Hüseyin Aygün parlamentoda ve oradaki yaptıkları çalışmalardan ordaki olumlu olumsuz gelişmelerden kendi çalışmalarını dinleyicilerle paylaştı.Genel kurmayın Dersim katliamına yönelik binlerce yazılı belgenin parlamentoya gönderildiğini önemli bazı belgeleri özetleyerek dinleyicilerle paylaştı.O önemli belgelerden biri o dönemde Türk Dışişleri bakanlıgının Mısır Kahire yazdıgı resmi yazışmada dersim bölgesinde bırakın büyük bir başkaldırının karşılıklı bir çatışmanın dahi olmadıgı bir askeri harekattır denilerek bu belge yazılı hukuk içerisine girmiştir.Bu bakımdan dersim katliamının bir soykırım olarak adlandırılması daha akla uygundur dedi.</p>
<p>Sanatçı ve panelist  Olan Kemal Kahraman özetle dersim bölgesinde yıllara dayalı ezgi,ağıt ve türkülere ve dersim büyüklerine dayanarak müzik yaptıklarını ve agıtların ve ezgilerin hangi iklim ve koşullarda halkın ürettiklerine kafa yorduklarını ve bunu müzikleriyle yansıtmaya çabaladıklarını anlattı.Dersimin Zazamı Kürt mü Türk mü yoksa inanç ve etnik kimlik olarak Alevi diyenlerin mi oldukları bilim adamlarının ve akademisyenlerin yapacagı çalışmaların sonucunda bunların netleşecegini ve bu çalışmaların hala bitmediği ve sürdüğünü izleyicilerle paylaştı.Ama önemli olanın kim kendini ne ve nasıl hissediyorsa hissetsin birbirini ötekilemeden dostça ve kardeşçe saygı ve sevgi içinde yaşamanın önemli oldugunu belirtti.</p>
<p>AABK Genel Sekreteri Ali Ertan Toprak genelde Alevi ve Kızılbaşların defalarca katliam ve soykırıma ugradıklarını ve Dersimin kendi katillerini tanıması ve aralarına kalın çizgiler çekmesinin önemini belirtti.Dersim Katliamının birinci dereceden sorumlusu Kemalist devlet ve o dönemin CHP sı ve onların ordusu tarafından gerçekleştirildiğini unutulmamalıdır ve bu gerçek gözardı edilemez dedi.Maraş,Çorum,Sivas ve Gazi olaylarında genellikle Kürt ve Alevi inancına sahip insanlar katliama ugramışlardır. Eger Aleviler ve Kürtler ortak kendi demokrasi mücadelerini geliştirip yükseltemezlerse ilerde de gericilerin  alevi inancından insanlara katliamlar ve saldırıları için gericileri  cesaretlendirecektir diyerek Alevilerin yirmi milyondan fazla olduklarını ama ne yazık ki çok azının Alevi örgütlenmesinde yer aldıgını Alevilerin kendi inançlarına ve mücadelerine daha fazla sahip çıkmalarının gerici ve faşist güçleri  geriletebilecegini anlattı.</p>
<p>Sibel Arslan ve Mustafa Atıcı Basel Kanton Milletvekilleri İsviçrede ve Avrupada neler yapabileceklerini ve işleyişleri anlattılar.</p>
<p>Etkinliğin ve anmayı Şair-Yazar Emirali Yağan başarılı bir sunum yanında güzel şiirlerde okuyarak dinleyicilere seslendi.</p>
<p>İdep Temsilcisi Hüseyin Sevinçte dersim Katliamını ve yaşanılanların tarihsel anlamda  devletin kendisiyle yüzleşme yapmasının önemini belirtti.Ve yaptıkları çalışmanın önemindenDersim katliamının  hafızalara kaydedilmesinin unulmamasının önemli oldugunu ve Türkiyede Alevi inancından insanların üzerlerinde ciddi bir tehditin hala oldugunu ve devletin gerçek anlamda laik olmadıgını ifade etti.</p>
<p>Solothurn Kültür ve Dayanışma Derneginin anmada okudugu mesaj bizce çok anlamlıydı ve bir tarihsel sürekliliğe işaret ediyordu.Dersimden Koçgiriye Zilana devlet eliyle gerçekleştirilen Osmanlı ve TC devletlerinin birinci ve ikinci emperyalist paylaşım savaşlarında sınırların yeniden çizilirken Kürdistanın parçalandığını Sunni bir TC devleti yaratıldıgını ve bu koşulların ürünü ve sonuçları itibarıyla degişik zamanlarda katliamlar düzenlerek Ermeni Dersim Ve Kürt  katliamlarıyla sistemi dizayn ettiklerini anlattılar.Günümüzde de Emperyal amaçlarla halklar ve inançlar birbirine düşman ettirilerek Savaş kışkırtıcılıgına AKP eliyle devam ettiriliyor denilen açıklama emek ve sermaye arasındaki sınıf mücadelesinin önemine vurgu yaparak Gerek Alevi inancından insanlarımız Kürtleri  ve devrimci sosyalist insanlarımızı katleden bu gerici ve faşist ideoloji ve onların kurduklar faşist sistemleridir denilen açıklama demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesinin öneminden devamla Bu gün dersimde şehitlerimizi Denizlerden Mahirlere Ibrahimlere Mazlum Doganlara tüm demokrasi ve sosyalizm şehitlerini birlikte  saygıyla anıyoruz denildi.</p>
<p>Daha sonra yarım saatlik bir ara verildi.Daha sonra soru ve cevap bölümüne geçildi. </p>
<p>Yılmaz Çelik ve Kemal Kahramanın grubuyle verdği dinletiyle anma sona erdi.</p>
<p>PK İsviçre</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-008.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2683" title="dersim anmasi 008" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-008-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-015.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2684" title="dersim anmasi 015" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-015-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-021.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2685" title="dersim anmasi 021" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-021-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-022.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2686" title="dersim anmasi 022" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-022-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-023.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2687" title="dersim anmasi 023" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/dersim-anmasi-023-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2681</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizler 40. yılında Yoldaşları tarafından Avusturya da anıldı</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2657</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2657#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 22:49:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2657</guid>
		<description><![CDATA[Avusturya’nın Linz şehrinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan`ın, idam edilişlerinin 40. Yıldönümünü vesilesiyle ADA (Alternatif Dayanışma) tarafından anma etkinligi gerçekleştirildi. 6 Mayis 2012 Linz de ADA kurumu tarafından Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölümünün 40. yıldönümü nedeniyle gerceklestirilen anmaya 60-ın üzerinde insan katıldı. Denizler her eve yakışır&#8230; Avusturya&#8217;nın Linz şehrinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/576780_460237897326213_100000200212790_107909391_736999861_n.jpg"><img class="size-medium wp-image-2660 aligncenter" title="576780_460237897326213_100000200212790_107909391_736999861_n" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/576780_460237897326213_100000200212790_107909391_736999861_n-225x300.jpg" alt="" width="240" height="320" /></a>Avusturya’nın Linz şehrinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan`ın, idam edilişlerinin 40. Yıldönümünü vesilesiyle ADA (Alternatif Dayanışma) tarafından anma etkinligi gerçekleştirildi.</strong></p>
<p>6 Mayis 2012 Linz de ADA kurumu tarafından Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölümünün 40. yıldönümü nedeniyle gerceklestirilen anmaya 60-ın üzerinde insan katıldı.</p>
<p><strong><span style="font-family: Arial; font-size: medium;">Denizler her eve yakışır&#8230;</span></strong></p>
<p><!-- .ExternalClass .ecxhmmessage P {padding:0px;} .ExternalClass body.ecxhmmessage {font-size:10pt;font-family:Tahoma;} --></p>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Avusturya&#8217;nın Linz şehrinde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan`ın, idam edilişlerinin 40. Yıldönümün de <br />
6 Mayıs 2012 Pazar günü, ADA &#8217; Altenatif Dayanışma&#8217; kurumu <strong>&#8220;Denizler her eve yakışır şiarıyla 40. yılında Denizleri anıyoruz&#8221;  </strong>etkinliğini gerçekleştirdi. Deniz,Hüseyin Yusuf&#8217;un yan yana duran posterlerini dağıttı. </p>
<p>Özelde Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan&#8217;nın şahsında genelde Devrim ve sosyalizm mücadelesinde toprağa düşen tüm devrimcilerin anısına  bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">ADA Sözcüsü ilk olarakTürkiyeden gelen  Devrimci 78`liler Federasyonuna bağlı olan  iki derneğin  mesajlarını okudu.</span></div>
<div dir="ltr"> </div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Açılış konuşmasında,Denizleri anmak ve onların mücadelesine sahip çıkmanın önem ve gerekliliğine değindi., Denizleri anmak ve böyle bir günde bir araya gelmenin çok önemli ve anlamlı olduğunu vurgulayan ADA  temsilcisi, kurumumuz tarafindan geleneksel olarak gerceklestirildigimiz 6 mayıs  anmasını takvimsel bir anmanın dışında Denizlerin mücadelesini günümüze taşımak açısından önem taşımaktadır. <br />
Denizleri anmak icin Kızıldere&#8217;yi anlamak ve onların yaratmış olduğu devrimci dayanışmanın bilinci kavranmalıdır. Bu duygu ve düşüncenin daha fazla öne çıkarılması gerekliliğinin aciliyeti her gün daha yakıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Buna ihtiyacımızın çok acil olduğu bir dönemden geçiyoruz.  </p>
<p>Avusturya&#8217;da yasayan 2. ve 3. kuşakla bağlar kurulmalı ve onlarla buradaki sorunlar ışığında ortak çalışmalar yapılmalı. Siyasal gelişmeler için Avrupanın ve Türkiyenin siyasal analizleri yapılmalı. Avusturya işçi sınıfının tarihi araştırılmalı. Anadolu işçi sınıfının tarihi okunmalı.Tüm bunlar devrimci tarihinin aktarılması için  enternasyonalist bir anlam yükleyerek önemli günlerin anmaları yapılmalıdır. Enternasyonel devrimci anmalara ihtiyaç var. Genç kuşakların sahipleneceği anmalara dönüstürülmesi için hepimizin üzerine düşen devrimci irade, gençlerle  birlikte olmalıyız, onlarla kaynaşmalıyız&#8221; diyerek sözünü bitirdi. </p>
<p>Viyana 78liler derneği Başkanı Erdal Boyoglu&#8217;nun 6 mayıs üzerine yaptığı konuşma:  </span></div>
<div dir="ltr"> </div>
<div dir="ltr">
<div dir="ltr"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;"> </p>
<p></span><strong><span style="font-family: Arial;"> 68 kuşağı nerelerden, nasıl geldiler</span></strong></span><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><strong> </strong><br />
1965 sürecinde TİP önemli bir siyasal gelişme gösterdi. Dünya da gelişen siyasal gelişmeler emek eksenli, sınıf mücadelesine ivme kazandırdı. Dünyadaki siyasal gelişmeler 68 kuşağına legal mücadeleden kopuşu getirdi. 68 kuşağının önemli bir kısmının yetişmesinde  TİP&#8217;in emeği var. Çok açık söylersek TİP,  bir ana okul işlevi görmüştür.</span></span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">1965 lerde başlayan ilerici devrimci kabarış. TİP&#8217;in 15 milletvekili ile meclise girmesi.Anadolu&#8217;da çok hissedilir bir heyacan yarattı. fabrikalarda, tarlalarda, köylerde hak arama mücadeleleri başladı. TİP  sistem içinde legal olarak, sisteme karşı mücadele etme  tezlerini savundu.<br />
TİP Anadolu devrimcilerinin yeşerdiği bir yerdir. 68 kuşağı ilk siyasi meyvelerini burada topladı.<br />
Sosyalist mücadelenin ve siyasal  uyanışın ivme kazanmasını sağlayan 68 kuşağıdır.<br />
(Sol  yayınlarının Marksist-Leninst klasiklerinin türkçeleşmesi 68 kuşağına çok büyük katgı sundu.) </span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;"> TİP&#8217;ten ilk ciddi etkilenme Mihri Belli&#8217;nin MDD tezleri oldu.  söz konusu ayrılıktan sonra sistem içi, sistem dışı ayrışma oldu. 1968 sonrası mücadele yöntemi belirleyici oldu ve mücadelenin öncülüğünü  Dev-Genç&#8217;in kadroları yaptı. Dev.Genç içinden, DÖB, MDD,ASD gibi ayrışmayı gündeme getirdi.   68&#8242;de örülen taşların her birinin harcında söz konusudur. THKP-C,THKO,TKP-ML   Devrim ve Sosyalizm için siyasal sürece müdahale etmiştir. <br />
Sinan Cemgil; belki devrim yapamayız  ama, öyle bir ateş yakacağız ki bir daha hiç sönmeyecek demişti.  Sinan’ın öngörüsü Nurhak ta, yakılan ateş, Kızıldere de  devrimci dayanışma. Üç Fidan (6 mayıs) Dersim&#8217;de İbrahim ve Ali Haydar, sadece devrim ateşini körüklemekle kalmadı, devrimle karşı devrim arasındaki, uzlaşmaz çelişkiyi  daha da derinleştirerek, safların netleşmesini  sağladı.   <br />
68 kuşağının önderleri, örgüt, parti ,çalışma tarzı  ve devrim anlayışı üzerine siyasal analizler yaparak devrimin yolunu çizdiler</span></p>
<div dir="ltr">
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Örgütler arası tartışma sistem içi sistem dışı tartışmasıyla başladı.legal mücadelede olanalar ile illagal mücadle olanlar arasında politik ayrışma, silahlı mücadele ve devrim anlayışından başladı. <br />
 </span><br />
<span style="font-family: Arial;">Gerilla savaşına hazırlık için dağlara çıktılar. Filistine gittiler, eğitim gördüler,Bir kısmı Filistin dönüşü yakalandılar.  (Devrimciler Filistin davasına sahip çıkarken islamcılarda camilerden çıkarark devrimcilere saldırıyorlardı.) </span></span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Bugün utanmadan Filistini ağızlarına alıyorlar.<br />
</span></div>
</div>
</div>
<div dir="ltr">
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Mahirlerin-Hüseyinlerin-Ulaşların, Sinanların- Hüseyinlerin,Denizlerin, İbrahimlerin öncülüğünde başlatılan silahlı mücadele, düzen ve sistem dışı, illagal mücadenin keskinleşmesiyle sınıfların mevzilendirmesine evrilerek devrim ve sosyalizm mücadelesinin kilometre taşlarını yarattı. Çünkü bu günkü toplumsal ilerleme ya da demokratik halk devrimi mücadelesi : altmışlı yılların sonu yetmişli yılların başlarında gelişen , zora dayalı devrim, gerilla savaşı, evrim devrim süreci gibi  yani tümüyle sistemin dışına çıkarak sisteme karşı mücadele etmenin adımlarını  </p>
<p></span></div>
<div dir="ltr">
<span style="font-family: Arial; font-size: small;">Mahir Çayan, Y.Küpeli, M. Ramazan ve Ertuğrul kürkçü, Orhan Savaşçı, Hüseyin Cevahir ve Ulaş Bardakçı önderliğinde THKP-C nin kurulması<br />
Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş, THKO önderliğinde gerilla savaşını başlatmak   için Nurhak&#8217;a, Sivas&#8217;a, Malatya&#8217;ya doğru yol aldılar.<br />
TKP ML/TİKKO İbrahim Kaypakkaya önderliğinde başlayan bir süreç ve İbrahim Kaypakkaya&#8217;nın Dersim&#8217;e mevzilenmesi. İbo, Halk savaşı terorisini uygulamak için dağlara çıkıyor.<br />
Türkiyede yankısı bulan 68 gençlik eylemleri.<br />
TİP&#8217;ten ayrılan Mihri Belli Milli Demokratik Devrim (MDD ciler) Bağımsız Türkiye sloganını dayatıyor..<br />
TİP liler ise Sosyalist Türkiye sloganında ısrar ederek Mihri Belli ile  yolları ayrılıyor.<br />
Bu ayrılık döneminde Mihri Belli&#8217;nin etrafında Mahirler Sinanlar, Denizlerde var.<br />
Mahir Çayan,  Mihri Belli&#8217;nin MDD çizgisinden kopuşu DEV-GENÇ  Federasyonunun kurulmasıyla başladı..<br />
Dev-Genç içinde 3 grup ortaya çıkıyor..<br />
Mahirlerin öncülük ettiği DEV-GENC-THKP-C<br />
Sinan Cemgillerin öncülük ettiği DÖB- THKO<br />
Doğu Perincek&#8217;in başını çektiği Aydınlık-TİİKP&#8217;den kopan İbrahim Kaypakkaya TKP/ML TİKKO&#8217;yu kurdu.<br />
68 kuşağı THKP-C,THKO, ve TKP-ML/TİKKO adlı bu üç grup öncülüğünden ortaya çıktı<br />
Bu üç grup da silahlı mücadeleyi savundu.<br />
Doğu Perincek bu üç grubu da devrimci görmedi.Devrimciler için, sahte devrimciler terimi Aydınlık&#8217;a aittir.<br />
 <br />
Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan Gerilla savaşına hazırlık için Nurhak dağlarına gitdiler. İnekli köyünde ihbar sonucu çatışmaya girdiler. yetersiz silahları olmasına rağmen teslim olmadılar. Oğlunun ölüm haberini alan baba Adnan Cemgil  Nurhak&#8217;a gitti ve orada, köylülere,oğlum sizin için öldü, onun hiç birşeye ihtiyacı yoktu. diye seslendi )<br />
Askeri hazırlık döneminde çok yetersiz kalmaları ve çatışmada yanlarındaki silahların da çok yetersiz olmalarına rağmen.Sinan Cemgil bir sözü var, Biz mücadeleyi başlattık, belki biz devrim yapamayacağız ama öyle bir ateş yakacağız ki hiç sönmeyecek)<br />
Sinanlar bencil olmadılar, emekten yana ve toplumsal eşitlikten yana bir mücadelenin neferleri oldular.<br />
 <br />
68 kuşağı ölümü kucaklamayı benimsediler, onlar sadece  kendi örgütleri için değil, devrimin çıkarlarını savundular. kendi örgütlerinin yok olmasını bile bile yoldaşlık ilkelerini benimsediler.<br />
KIZILDERE eylemi buna örnektir. en büyük devrimci dasyanışmadır.Devrimcilerin KIZILDERE eyleminde alacakları çok önemli dersler vardırbir parti düşününki bir başka örgüt için kendi parti merkezi yapısını kaybediyor.<br />
</span><span style="font-family: Arial; font-size: small;">bunun örneği dünya devrimci hareketinde yoktur. Devrimin abidesi gibi duran KIZILDERE, devrimci dayanışmanın en onurlu eylemi. devrim yolunda yoldaşca kavganın, yoldaşca ölümü kuçaklamasıdır.<br />
30 Mart KIZILDERE Devrime ve dayanışmaya inancın en görgemli yoludur.  </p>
<p>  <br />
68 kuşağı  parti-örgüt ve devrim anlayışları üzerine politik tesbitler yaptılar.<br />
Hüseyin inan;Türkiye Devriminin Yolu<br />
Mahir Çayan; Kesintisiz Devrim,Bütün Yazılar<br />
İbrahim Kaypakkaya;seçme eserler .</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">31 Mayıs 1971,Nurhak&#8217;ta Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga, 1 Haziran 1971,Hüseyin Cevahir, 19 Şubat 1972 -Ulaş Bardakçı, 18 Mayıs 1973 Diyarbakır Cezaevinde İbrahim Kaypakkaya 12 Mart faşist darbecileri tarafından katledildiler.<br />
 <br />
Oligarşi, Denizleri düşüncesinden arındırıp kemalizmle bütünleştirmek istiyor.<br />
Buna çok dikkat edilmesi gerekiyor<br />
Masum temiz güzel yakışıklı gibi göstermek istiyorlar,iyi çocuklar  aldatmasıyla, denizlerin asi, isyankar ve düzene karşı başkaldırısını düzenin sınırları içinde hapsetmek istiyorlar.<br />
oysa devlet temiz değil, DENİZ&#8217;ler bu temiz olmayan devlete baş kaldırdılar. İsyan ettiler. 68liler devlete isyan eden halkların onurlu kurtuluşu için, devrim için, halkların kardeşliği için, marksizim Leninizm için dar ağaçlarını devrimin isyan bayrağı yaptılar.<br />
 <br />
68 kuşağı, emperyalizm savaş gemilerine karşı savaş askerlerini denize attılar.Devrimciler bağımsızlık isterken<br />
Devletin beslemeli  uşakları milliyetçi  ve islamcılar camilerden çıkarak 6 filoyu protesto eden devrimcilere saldırdılar.<br />
Denizlerin asılması için beslemeli uşak Turgut  Özal&#8217;ın bir mektubu ortaya çıktı. Hemde Amerika&#8217;dan bakın ne diyor &#8220;Acıyıp bir şans vermeyelim&#8221; Kapitalistlerin saflarında olan hiç kimse masum değil, çünkü onlar emek düşmanı kirli ve canidirler. </span></div>
<div dir="ltr"> </div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Eğer DENİZLER analatılacaksa onların isyancı, isyankar yönleri öne çıkartılmalıdır. Gerilla savaşı için  gittiği Gemerek öne çıkartılmalıdır. Pınarbaşı&#8217;na gigen Hüseyin İnan&#8217;ın oraya gidiş sebebi öne çıkartılmalıdır.</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Denizlerin düzene başkaldırının içlerini boşaltmak istiyorlar. Denizlerin amacını çarpıtmak istiyorlar.</span></div>
<div dir="ltr">
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Arial;">Denizlerin üzerinden ticaret yapıyorlar buna dikkat etmek gerekir. Deniz&#8217;in tişörtünü, afişini, resimini, yaka rozeti, vb gibi malzemeler  satılmaktadır. <br />
 <br />
CHE Guevara gibi ,Che&#8217;nin ismiyle para kazanan kapitalistlerle karşı karşıyayız.<br />
Keza Nazım Hikmet&#8217;in de aynı duygularla içini boşaltmak istiyorlar, onun sadece şair yönünü ortaya çıkartıyorlar, Nazim&#8217;ın Komünist yönünü konuşmuyorlar. Nazim&#8217;nın komünist yönünü tartışmıyorlar.<br />
Ayni Denizlerde olduğu gibi, Aynı CHE de olduğu gibi NAZIM&#8217;ı da sömürüyorlar, Nazımla ilgili bir çok  ticari malzeme ortalıkta satılıyor. Nazım&#8217;ı da ticaret sömürüsü olarak ticaret piyasasına sürdüler.<br />
Nazım Hikmet bir komünisttir ve düşünceleri uğruna hapislerde yıllarca yattı, Sürgün yaşamda öldü.<br />
 <br />
 <br />
 </span><br />
<span style="font-family: Arial;"> Türk devletinin, egemen güçleri devrimcileri imha etmek için her türlü barbarlığı, baskıyı , zulmü ve katliamları yaptığı gibi  “Anaşist” ve “Şaki&#8217;ler”, Vatan Haini ilan ettiler 68 kuşağını. Oysa bu vatanı emperyalistlere peşkeş çeken, onlarla ikili anlaşmalar yapan burjuvazinin kendisidir.</span></span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">CHP&#8217;nin devrimcilere, ezilen halklara uyguladığı vahşetler unutulmadı. Maraş&#8217;ı solcular yaptı diyen CHP&#8217;li içişleri bakanı unutulmadı. Sivas katliamı yapıldıgında iktidar ortağı olan parti unutulmamalıdır. Ne yapalım gücümüz yoktu gibi kendin, zavallı gösterenler de unutulmamalı. onuru ayaklar altına alan iki yüzlü CHP&#8217;liler unutulmamalı, Denizlerin idamına Parlemantoda evet diyen CHP&#8217;liler unutulmamalı, Denizlerin idamı için imza veren CHP&#8217;li senatorlar unutmamalı.</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Kemalistlerin,1 Mayısı emekçinin bayramı olarak kutlamak isteyenlere saldırıları unutulmamalı, CHP&#8217;nin 1 Mayıs&#8217;a sahip çıkması sahtekarlıktır, CHP&#8217;nin Üç Fidan&#8217;ı Karşıyaka&#8217;da ziyaret etmesi sahici değildir, sahtekalıktır.</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Denizler, CHP&#8217;nin kurduğu düzeni yerle bir etmek için devrimci oldular, Hakim sınıfların devletini yıkmak için devrim yoluna baş koydular.Egemenlerin  İktidarı yıkıp halk iktidarını kurmak için devrimci oldular.  marksizm-Leninizm yoluna baş koydular. Denizler asi ve isyankardılar, adaletsiz, eşitsiz ve baskıcı düzene karşı THKO&#8217;yu kurdular</span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;">78liler, Üç Fidan&#8217;ı  hassasiyetli insanlar, iyi çocuklar  diye kendilerine eğlence yapan CHP&#8217;nin iki yüzlü oyununu bozacaktır, teşhir edecektir. </span></div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;"> Denizler,kapitalist  sistemden yana olan düzen partilerine karşıydılar. 6 Mayıs 1972 devrimciler için devrim ve sosyalizm bayrağının dalgalandığı gündür. Biz 78liler olarak Üç Fidanımızın devrim ve sosyalizm kavgasına sahip çıkıyoruz. <br />
Bizim kuşağın eksikliği, 68 kuşağının yarattığı devrimci dalgayı değerlendiremedi, Devrimci dayanışmayı güçlendiremedi,<br />
özellikle KIZILDERE&#8217;nin devrimci dayanışma ruhunu, devrimci eylemini, devrimciler arası ilişkilerde  yaygınlaştıramadı.<br />
oysa ki örgütler arası dayanışma olgunlaştıkca büyür ve gelişir, dayanışma kültürü, siyasal kültürle buluştukca , siyasal farklılaşmada olgunlaşır. siyasal davranışta olgunlaşır. Ama malasef sosyalistler bu bilgi ilişkisinde kendi mutlak doğrularını ortaya çıkarttıklarından dolayı sürece müdahale edemediler<br />
  <br />
Nurhaklarda, yakılan gerilla savaşına, Kızıldere de  Alazlanan  devrimci dayanışma  ateşine, üç fidan&#8217;la  Türk ve Kürt halklarının ortak kurtuluş mücadelesine sahip çıkıyoruz.<br />
İbrahim Kaypakkaya&#8217;nın “ser verip sır vermeyen”  devrimci direnişine sahip çıkıyoruz. “Devrimciler ölür devrimler yaşar”  olarak kavramlaşan mücadelenin bütün dokuları ile birlikte devrimci yaşama sahip çıkıyoruz.</p>
<p></span><span style="font-family: Arial; font-size: small;">Kürdistan da, devrimcilerin, emekçilerin, kadınların, çocukların sesi ve eylemi  yükseliyor. Kürt&#8217;ün, Laz&#8217;ın,Türk&#8217;ün, Alevi&#8217;nin, Çerkez&#8217;in, Ermeni&#8217;nin Süryani&#8217;nin devrimci dayanışmayasıyla,Toplumsal ve kitlesel mücadeleyle demokrasiyi, demokrasi ise devrimi  tetikleyecektir.<br />
Yaşasın Devrimci Dayanışma</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. </p>
<p><strong> Proletaryanın kurtuluşu adına konuşan temsilcinin 6 Mayıs değerlendirmesi: </strong></p>
<p>Denizlerin katledilişlerinin 40 yıl sonrasında Avrupa&#8217;nın çeşitli şehirlerinde  anılıyor olmaları, onların tarihin akışındaki onurlu yerlerini koruyarak bugüne geldiklerinin bir göstergesidir.Her ne kadar burjuvazi ve onun kalemşörlüğünü yapan revizyonist solcular onların önlerine koydukları mücadelenin içini boşaltsalarda, onların mahsum ve zararsız çocuklar olduğunu söyliyerek adeta ’’acınması gereken Çocuklar’’ imajı yaratarak denizlerin ideolojik, Politik mücadelelerini görmezden gelselerde,  onların  Marksist Leninist ve ezilen emekçi halkların yanında oldukları bilinmektedir. Denizler,Kapitalizme karşı olduklarından, Türkiyede var olan kapitalist devlet sistemini hedef aldıklarından dolayı idam edildikleri bilinmektedir. Devlet ve Burjuvazinin bu saldırıları karşısında denizlere gerçek anlamda sahip çıkan bizlerin Kapitalist sistem ve onun aygıtı olan devletlerin Che yi bir Meta haline getirdikleri gibi denizleride bir meta haline getirmelerine karşı koymalıyız, onların üzerinden ticaret yapıyorlar.<br />
Denizleri anmak Türkiye&#8217;deki bütün devrimci liderleri anarak ve onların ortak dayanışmacı ve birbirleri için ölmesini bilen o ruhun yakalanması geretiğini dile getiren  temsilci yoldaşımız, 71&#8242;in ihtilalci ruhuyla Denizler Yusuflar Hüseyinler geniş omuzları, uzunboylarıyla degil tam aksine onları gerek Mahkeme salonlarında savundukları devrimin yolu gerekse idam sehpasında ifade ettikleri sloganlarıyla anmalıyız ki vermiş oldukları mücadelenin takipçisi olabilmenin ve onların amaç ve hedeflerini daha anlaşılır kılarak gelecek nesillerede olduğu gibi aktarabilelim diyerek sözü dinleyicilere bıraktı.</p>
<p>Gerek dinleyicilerin yogun sorulari olsun gerekse zaman zaman yürütülen yogun tartismalar olsun bizlere devrinmci dayanismanin ne kadar önemli oldugunu bir kez daha gösterdi. </p>
<p>Katılımcı iki konuşmacının ardından, devrimci kurumlardan arkadaşlar; denizleri bugün nasıl anlaşılması gerektiği ve böyle bir etkinliğin yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan konuşmalar yaptılar.<br />
 Y. Omaç  arkadaşımız ise  söylediği devrimci türkü ve marşlarla etkinliğimize renk kattı.</span></div>
</div>
<div dir="ltr"><span style="font-family: Arial; font-size: small;"> 6 Mayıs  etkinliğimize; Emeği geçen kadın yoldaşlarımıza, genç yoldaşlarımıza ve dostlarımıza  6 mayıs düşüyle teşekkür ediyoruz. </p>
<p><strong><span>Devrimci 78`liler Federasyonu ,İzmir 78`liler Derneği ve Kayseri Devrimci 78`liler den gelen mesajlar: </span></strong></p>
<p></span><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><strong>Merhaba Yoldaşlar,<br />
</strong>En yiğit çocuklarımızdı onlar, en çok ülkelerini sevdiler, halkımızı&#8230; En çok yoldaşlarını<br />
sevdiler, erdemdi onların adı, onurdu, dirençti, umuttu, bayrak bayrak ölümsüzleşmekti&#8230;<br />
DENİZ&#8217;di onlar, HÜSEYİN&#8217;di, YUSUF&#8217;du&#8230; <br />
Halklarının bağımsızlığı için direncimiz, umudumuz ve güneşimiz olmayı seçenlerdi&#8230;<br />
Ve Türkiye halklarının onlarla, onların bizimle anılmasını sağlayanlardı&#8230;<br />
ONLAR HAYATA DOĞRU YÜRÜDÜLER<br />
ÖLÜMÜN GÖZLERİNE DİK DİK BAKARAK&#8230;<br />
Onlardan aldığımız onurlu bayrağı taşıyan federasyonumuzu temsilen Erdal yoldaşımız <br />
aranızda. Ama hepimiz, tüm Devrimci 78&#8242;liler sizin yanınızdayız şu an&#8230;<br />
Çalışmanızı en sıcak devrimci duygularla selamlıyor, yoldaşca sevgilerimizi gönderiyoruz.<br />
YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM!</p>
<p>DEVRİMCİ 78&#8242;LİLER FEDERASYONU<br />
İZMİR 78&#8242;LİLER DERNEĞİ</p>
<p><strong>Sevgili Arkadaşlar,Dostlar ve Yoldaşlar&#8230; </strong><br />
Son yılarda Ülkemizde var olan ve adlarına sol  diyen büyüklü-küçüklü bir çok grub Denzileri anmaya,sahiplenmeye, -Hatta Denizlerin adının yanyana anılması bile abes olacaklar bile-başladılar. Ve Deniz&#8217;leri bir sömürü, rant aracı olarak kulanarak onlarından nemalanma yoluna gitmeye başlayanlar bilmelidir ki bu onlara yapılan en büyük ihanettir ve ülkemiz devrimcileri buna müsade etmeyecektir&#8230;<br />
Oysa bilinmelidir ki; Deniz, Mahir ve İbo olmak devrimci bir duruş sergilemekten geçer.Bu devrimci duruş ; Marksist-Leninist ideoloji olan inanç, düzenle bağlarını kopararak devrimin silahlı mücadeleden geçegi inançı ve devrimci mücadeleye,yoldaşlara sonsuz bağlılıktır.Ve gerektiğinde idam sehpalarında bu bağlılık ve inançı haykırabilmektir.Ve gerektiğinde yoldaşları için,devrimci arkadaşları için,devrimci dayanışma için silah elde ölebilmektir.Ve gerektiğinde inançı ve davası için için işkencede canı pahasına direnebilmektir&#8230;Bunlar olmadan Deniz,Mahir ve İbo olunamaz&#8230;Ama başka şey olunur&#8230;<br />
Bu nedenle Deniz,Yusuf ve Hüseyin yoldaşların katledilişinin 40.yılında düzenlemiş oldugunuz etkiliğinde Deniz&#8217; lerin  nasıl olunması gerektiği böyle algılanıp, vurgu yapılaçağına olan inançımızla, sizleri, katılımcıları ve böyle bir geceyi onurlandıran tüm dostlarımızı, arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı saygı ile selmalıyoruz.<br />
Devrim şehirleri ölümsüzdür&#8230;<br />
Kayseri Devrimci 78liler&#8230;<br />
</span></span></div>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/535156_460253683991301_100000200212790_107909450_476369636_n.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2661" title="535156_460253683991301_100000200212790_107909450_476369636_n" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/535156_460253683991301_100000200212790_107909450_476369636_n-300x225.jpg" alt="" width="560" height="320" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/303420_460238117326191_100000200212790_107909392_1337119949_n.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2662" title="303420_460238117326191_100000200212790_107909392_1337119949_n" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/303420_460238117326191_100000200212790_107909392_1337119949_n-300x225.jpg" alt="" width="560" height="320" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/579527_460239493992720_100000200212790_107909396_368434709_n.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2663" title="579527_460239493992720_100000200212790_107909396_368434709_n" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/579527_460239493992720_100000200212790_107909396_368434709_n-300x225.jpg" alt="" width="560" height="320" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2665" title="534929_460238390659497_100000200212790_107909393_2090557619_n" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/534929_460238390659497_100000200212790_107909393_2090557619_n-300x225.jpg" alt="" width="560" height="320" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2657</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>68´den 6 Mayis´a</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2650</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2650#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 14:16:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2650</guid>
		<description><![CDATA[68 Genclik hareketinin  devrimci THKO  önderlerinden Deniz, Hüseyin, Yusuf  Mainz´de anildi. Yaklasik 20 kisinin katildigi etkinlikte, 68 genclik hareketini anlatan film gösteriminin ardindan, bir arkadas , o günün dünya ve  ülkemizdeki genel durumunu kisaca anlatti. Düzene teslim olmayanlarin mücadelesini devam etirmek gerektigini ve bu mücadeleyi sürdürdüklerini dile getirdi.  O gün yasal cercevede hareket eden sosyalist söylemleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>68 Genclik hareketinin  devrimci THKO  önderlerinden Deniz, Hüseyin, Yusuf  Mainz´de anildi.<br />
Yaklasik 20 kisinin katildigi etkinlikte, 68 genclik hareketini anlatan film gösteriminin ardindan, bir arkadas , o günün dünya ve  ülkemizdeki genel durumunu kisaca anlatti. Düzene teslim olmayanlarin mücadelesini devam etirmek gerektigini ve bu mücadeleyi sürdürdüklerini dile getirdi.  O gün yasal cercevede hareket eden sosyalist söylemleri salonlarda savunan, gencligin gelisen mücadelesinin önünde barikat kuran TIP reformistleri ve militan bir mücadele cizgisini benimseyen ve TIP ten kopan THKO nun  bas egmez önderleri. Bu günde parlementerizme tavir alan THKO nun devrimci cizgisine ihanet edenlerin, bu geleneklen hic bir ilgilerinin olmadigini, sadece gelir ve presteji kaygusuyla hareket eden cevrenin, hata bu gelenege ihanet etiklerini söyledi. Dedenin (Hüseyin) idama giderken söyledigi ve bizim icin degismez ilke niteliginden olan &#8220;devam ettirin&#8221; demesi bizim lafin bittigi yerdir. Biz DEVAM ETTIRECEGIZ , Hem fasitst dikatörlüge karsi, hemde onlarin icimizdeki isbirlikcilerine karsi; BIZIM SÖZÜMÜZ VAR YOLDASLARIMIZA,  Nasilki Ilhan ile Mehmetali, Engin, Erdal, i.Gökhan edge, Imran, Kaptan ve yüzlercesi bu bayragi günümüze kadar tasıma serefine eristiyse, bizlerde onların yolunda bu bayrağı düsürmeden, Parti bayragi daha daha yukarı diye haykıracağız,  ve bir gün bu bayrağı göndere cekecegiz.  Bunu durduramayacaklar, hic bir gücte durduramayacaktir. Sizin o duvarınız var ya, vız gelir bize vız&#8230; sizlerin ayak oyunlarinzda vız gelir bize vız..<br />
Bütün devrim ve sosyaliz mücadelesinde kahramanca hayatlarin feda edenleri saygiyla aniyoruz.<br />
Parti bayragi daha daha yukari.<br />
San olsun sosyalizm yolundan hayatlarını kaybedenler.<br />
San olsun Partimz TDKP´miz<br />
san olsun ML.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF21392.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2670" title="DSCF2139[2]" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF21392-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF211811.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2671" title="DSCF2118[1]" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF211811-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF21461.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2672" title="DSCF2146[1]" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF21461-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-2673" title="DSCF2141[1]" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/DSCF21411-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2650</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİRENENLER SONSUZLUGA, İHANET EDENLER TARİHİN ÇÖPLÜGÜNE ATILACAKLARDIR!&#8230;</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2646</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2646#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 23:14:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Y.Metin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2646</guid>
		<description><![CDATA[Ölüme meydan okuyarak başkaldıranlar, her zaman var olmaya ve yaşamaya devam edenlerdir. Yaşamın zorluklarına ihanete ve teslimiyete ölümüne direnenler ve teslim olmadan ölüme meydan okuyanlar ise, onurun ve gelecegin egilmez muştuları olmayı hak kazananlardır. İşte,  gelecek bunların direniş hazinesinde saklıdır. Dün bu olgu nasıl ki genel bir doğrumuz idi ise bugünde aynı bağlamda genel doğrumuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1130" title="denizler_fidan.jpg" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2011/05/denizler_fidan.jpg" alt="" width="500" height="356" />Ölüme meydan okuyarak başkaldıranlar, her zaman var olmaya ve yaşamaya devam edenlerdir. Yaşamın zorluklarına ihanete ve teslimiyete ölümüne direnenler ve teslim olmadan ölüme meydan okuyanlar ise, onurun ve gelecegin egilmez muştuları olmayı hak kazananlardır.</p>
<p>İşte,  gelecek bunların direniş hazinesinde saklıdır. Dün bu olgu nasıl ki genel bir doğrumuz idi ise bugünde aynı bağlamda genel doğrumuz olmaya devam ediyor.</p>
<p>Sınıf ve halk hareketlerinin tarihi bunun dünyada  ve de ülkemizde oldukça önemli ve göze çarpan onlarca örnegi ile bilinir. Bu örneklerden bazılarıda ülkemiz devrimci hareketin saflarında ortaya çıkan örneklerdir.</p>
<p>1920`lerde M.Suphi´ler ve 68 hareketinin ileri militanlari  bu sürecin ardından ortaya çıkan 78 sonrası önderlikler, üzerinde durulması gereken önemli örneklerdir. Bu sürecin içinde ihaneti ve direnişin her türlü örnegini bulmak mümkündür.</p>
<p>1871 Komün ihtilalcilerinin tarihe bıraktıkları ve 1Mayıs 1886 şehitlerinin o örnek direnişleri, İngiltere maden işçilerinin direnişi.1848-1968 lere kadar yaşanan işçi ve halk hareketlerinin ortaya çıkardıgı direniş ve mücadele örnekleri ve bu sürecin örgütlenmesinde öne çıkan önderliklerin ölümsüzleşen liderleri.Tarihin bizlere önderlik konusunda yönümüzü dönmemiz gereken önderliklerin hangi önderliklerin oldugunu gösteren  işaretleridir.</p>
<p>Kuskusuz bugün gelecek olan yeni kuşaklara bir miras bırakılacak olursa verilmesi gereken miras budur.</p>
<p>Bu olmalıdır.                                                                               </p>
<p>Elbette yukarıda  verilen bu örnekler bizleri daha çok ilgilendiren örnekler olmalıdır. Bu baglamda üzerinde durulması gereken örneklerde kuşkusuz bu örneklerdir.</p>
<p>Yetmiş hareketinin önderligi bu baglamda önemli ve gerçekten üzerinde durulması gereken örneklerdendir.  İdolojik-siyasal bir çok konuda bir yıgın eksikliklerine ragmen , savunmus oldukları davaya sapına kadar baglılıklarının önünde düşman bile şapka çıkarırken, geride kalanlar bugün dün ile ilgili agızları açılınca ilk önce o günlerde daha cok genç oldukları ve bunun etkisini yaşayan biri olarak gençlik yıllarının arkasına sıgınıp bu hareketlerinin yanlışlıgını ve düzene baglılıgının ardı sıra bitmez açıklamaları ve bizim çocuklar söylemlerinin ardında saklı olan zihniyetin esasında başkaldırının içinin boşa çıkarılması zihniyetinin saklı oldugu biliniyor.</p>
<p>Evet, ama neden hala bir çokları gibi düzenin direk arpalıgında besleme olarak yasamaya devam etmiyor  olmalarının da bir karşılıgı oldugunu bilmek gerekir.</p>
<p>Deniz`ler Mahir’ler´İbrahim’ler bu süerece damgasını vuran direnişin ileri örnekleri iken Perinçek’ler, Şefik Hüsnü’ler, TKP artıklarından İ.Bilen’ler  ihanetin ileri örnekleri olarak öne çıkan tiplemelerdir.</p>
<p>Yakın tarihimizin artıklarından yaşananlara  ragmen kendilerini yaşarken ölümsüzleşecegi umudunu hala taşıyanlarında var oldugunu  biliyor  ve  bu tipleri  zaman  zaman çesitli vesileler ile görüyoruz. Bunlardan THKO´dan Atila Keskin –Mustafa Yalçıner, TKP/ML` den M.Oruçoglu ,THKPC`den E.Kürkçü, gibi  tipler olarak bugün ileri çıkan tiplerdir.</p>
<p>Denilebilir ki bu baylar hala geçmişimiz ile ilgili bu konuşma cesaretini kimden alıyor ve bu olumlu devrimci degerlerimizi bu ölçüde nasılda rahatça kendi içki sofralarının o çirkin mezesi haline  getirebiliyorlar.</p>
<p>Evet, anmadan gecmeyecegimiz bir diger önderlik tipide, gelenegimizin bir dönemler öne çıkan önderlerinden bay Hengirvanlı olarak bilinen Nurhak direnişinin kaçkınlarından biri olan ve bugün burnundan kıl aldırmayan eski önderlerimizden vatani görevini eksiksiz yerine getiren bay Zaza efendidir. Büyük ve derin ifadeler ile devrimi savundugunu dile getiren bu şahıs ne yazık ki Sinan’ lar  Nurhak daglarında faşist diktatörlügün militarist güçlerine karşı son kurşunlarına kadar savaşarak direnirken bu bay  ve yanında olan öteki bir grup ile çatışma yakınlarında çatışmaya seyirci olarak izleme zahmetinde olduklarını unutulacak degiliz. !</p>
<p>Günü gelirse bunun da ayrıntıları daha da net açıklanacaktır&#8230;.</p>
<p>Onlar, o gün birlikte yaşadıkları yoldaşları ile aynı kulvarda yürürken bu sürecin bir unsuru olarak ölenlerin ardından bu sürecin  geride kalanlarındanız diyen bu baylar bu sürece bugün nasıl bakıyor ve onlar bu sürecin devamı için bugün hangi tutumu alıyor ve bu gelenege karşı bugün  hangi duruşu ortaya koyuyorlar.? </p>
<p>Bugün bu önemli durusun devrimci degerlerini kişisel ve bencil çıkarlari için kitaplar yazarak bazı sahnelerde yer alıp kendilerini bu sürecin bir unsuru saydıklarını ifade edenlere; dün devrim icin yola çıktınız,  ama; bugün devrim diye bir sorununuzun  kalmadıgı ve bu davaya önderlik eden yoldaşlarımızın savunmuş oldukları davaya  sonuna kadar baglı kalarak son nefeslerini verirken ihanetin her türlü rengini elerinin tersi ile geri iterken davaya ve yoldaşlarına karşı nasıl baglı kaldıklarını dosta &#8211; düşmanada gösterdiler.</p>
<p>Size  o günler ve sürece dair söyleyecek ve yapacak  bir tek şey var; oda, sadece ve sadece onlar onurluca direndi. Ama, bizler ise bu davaya devam etmek degil ihanet ettik demek kalır. Yoldaşlarımızı anın!  ama, bizler bu davanın adamlarıyız demeyin.</p>
<p>Sizler bu tarihe ve yoldaşlarınıza sırtınızı dönsenizde tarih bu önderlik misyonunu cesurca hiç bir teredüt etmeden hayatlarını ortaya koyanların tanıgıdır&#8230;İste Erdal Eren’ lerin Ekrem Ekşi’lerin , Hasan Asker Özmen’lerin, İmran Aydın’ Süleyman cihanlar, M.Fatih Öktülmüslerin  ve de adları bilinen onurlu tarihimizin önderlikleri içeri düserken analarından dogduklarını degil, düşmanın idam ve işkence tezgahlarını direniş kalelerine çeviren yoldaşlarımız onuru hak edenler olarak tarihimizin onuru olarak tarihe yazılmışlardır.</p>
<p>Onlar, yasasın ML diyerek ölüme başkaldıran ve bizler buraya dönmeye degil ölmeye geldik diyerek teslimiyete meydan okuyanlar başkaldıranlar, yoldaşlarının kendisi için o acılı anı bir türlü içine sindiremeyerek katledilen Sinanların Nurhak şehitlerimizin intikamını almak için hesap sorulmalıdır. Ve de bu hesabı bizzat kendisinin sorması gerektigini bilince çıkarak yola çıkan İbrahimlerin bizlere bıraktıkları bu devrimci degerlerimiz bizlere yol göstermeye devam edecektir.</p>
<p>İhanetin çeşmesinden kana kana içenlere  için için, istediginiz kadar. Onlara; bugün bu davaya ne kadar baglı olduklarını sormak bile gereksizdir. Bugün bunu onurlu her devrimci biliyor ve bu geride kalan döküntülerin tavırlarınıda her açıdan görmekte . Şemsi Özkanları, nasılki devletin estetistik operasyonları kurtarmadı ise Kürt ve Türk  halkı er yada geç yaptıklarınızın hesabını soracaktır.</p>
<p>Evet, işte önderlik denilen olguda aranması gereken degerlerden;   baglılık, cesaret, özveri, paylaşım, direniş, samimiyet,  en ilk aranan temel özelliklerdendir.</p>
<p>40. yılında yitirdigimiz Deniz’ ler Yusuflar’ in ve Hüseyinlerin şahsında 30 Mart’ tan 31 Mayısa kadar  yaşamını yitiren bütün şehitlerimizi saygı ile anıyor ve söz diyoruz ihanete ve döneklige karşın bu yerlere atılan kızıl bayragımız mutlaka fabrika,işçi havzaları, siteler  ve ülkemizin mücadele alanlarında yeniden dalgalanacaktır. Bunu durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.</p>
<p>Yusuf Metin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2646</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AVRUPA 1 MAYIS 2012 ETKINLIKLERI….</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2632</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2632#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 23:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2632</guid>
		<description><![CDATA[Gecen yüz yilda oldugu gibi bu yüz yilin gecen yilarairinda ki gibi yine binler on binler olup milyonlasarak gerek ülkemizde gereksede dünyanin binlerce büyük il ve ilceleri olmak kaydi ile en gelismis sanayi kentleri ve yerlesim alanlarinda güclü ve görkemli katilimlarlan baskiya ve sömürüye karsi ezilen isci ve emekciler birlesip alanlara yürüdüler. Elbette alanlara yürüyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2633" title="2012_1mayis_avrupa" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa.jpg" alt="" width="511" height="383" />Gecen yüz yilda oldugu gibi bu yüz yilin gecen yilarairinda ki gibi yine binler on binler olup milyonlasarak gerek ülkemizde gereksede dünyanin binlerce büyük il ve ilceleri olmak kaydi ile en gelismis sanayi kentleri ve yerlesim alanlarinda güclü ve görkemli katilimlarlan baskiya ve sömürüye karsi ezilen isci ve emekciler birlesip alanlara yürüdüler.</p>
<p>Elbette alanlara yürüyen mil. Isci daha iyi ve insanca yasam kosularinin düzeltilmesinin yaninda özgürlük talepleri ile birlesen istemleri adalet ve esitlik icin halklarin ve ezilen iscilerin özgürlük talepleri esliginde egemen siniflarin iktidarina karsi bir kalkismaydi.</p>
<p> Bu etkinlikler dünyanin onlarca ülkesinde haykirilan talepler, yasadigimiz Avrupa kitasinda da bu yil oldukca görkemli etkinliklerlen gerceklesti. Almanya da dile getirilen insanca yasam kosullarinin iyilestirilmesi ve daha fazla  demokratik talepler istemi önemli ve öne cikan talepler oldu.</p>
<p>Reformist sari sendika sürekasinin egemen oldugu isci sendikalarinin basi tam anlami ile sermayenin istem ve arzulari esliginde kusur tanimadan efendilerine hizmet ederken bu durum giderek onlarida daha önceki durumlarini devam etmelerini zorluyor olmaliki kismi bazi istemleri dile getirme zorunlulugu icinde olduklari görüldü.</p>
<p>1Mayis 2012‘ de basta almanya olmak üzere dünyanin binlerce yerlesim alanlarinda bu yil basta Küba nin baskenti Havana da mil.lar, Almanya’ni Berlin, Hamburg ve Sututgart kentlerinde ise binlerce isci ve emekci nin yninda Türkiyeli devrimci ve demokrat kitle örgütlerininde katildigi 1 Mayis etkinlikleri yapildi. Özelikle basta Berlin ve Hamburgta geleneksellesen catismali bir Mayis gösterileri aksam da devam eden catismalar insan kayibi disinda devlet daireleri ve bir cok sigorta ve Bankalara karsi yapilan saldiri ve eylemler daha cok öne cilkan eylemler olarak bassina yansidi.</p>
<p>DGB baskani  Matihas Sommer‘in  Sututgat ‚ta yapigi konusma Almanya fed. Hükümetinin kemer sikma cagrilarini sert dile elestiriken sosyal güvenlik ve adil ücret talebini dile getirmesi miting alaninda yer alan 5000 civarindaki iscinin alkislari ile karsilandi. Türkiyeli devrimci sosyalist örgütlerinde katildigi gösteri daha sonra sehrin cesitli yerlerinde yapilan etkinliklerlen devam etti.</p>
<p>PK-haber merkezi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2634" title="2012_1mayis_avrupa_2" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_2.jpg" alt="" width="509" height="387" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2635" title="2012_1mayis_avrupa_3" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_3.jpg" alt="" width="515" height="382" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2636" title="2012_1mayis_avrupa_4" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_4.jpg" alt="" width="513" height="381" /></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-2637" title="2012_1mayis_avrupa_5" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_5.jpg" alt="" width="517" height="385" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2638" title="2012_1mayis_avrupa_6" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_6.jpg" alt="" width="513" height="381" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2639" title="2012_1mayis_avrupa_7" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_7.jpg" alt="" width="515" height="378" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2640" title="2012_1mayis_avrupa_8" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_8.jpg" alt="" width="507" height="379" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2641" title="2012_1mayis_avrupa_9" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_9.jpg" alt="" width="511" height="384" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2642" title="2012_1mayis_avrupa_10" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/2012_1mayis_avrupa_10.jpg" alt="" width="514" height="384" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2632</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizleri-Anma-etkinligi</title>
		<link>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2675</link>
		<comments>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2675#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 10:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>PK</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?p=2675</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/Denizleri-Anma-etkinligi-2012.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-2676" title="Denizleri-Anma-etkinligi-2012" src="http://www.proletaryaninkurtulusu.net/wp-content/uploads/2012/05/Denizleri-Anma-etkinligi-2012-723x1024.jpg" alt="" width="423" height="624" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.proletaryaninkurtulusu.net/?feed=rss2&#038;p=2675</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

